Rûdaw TV’ye konuk olan Yeni Yol Grup Başkanı(Saadet, DEVA ve Gelecek Parti ittifakı) Bülent Kaya gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“DEM Heyeti’nin Erbil Temasları Değerli”
DEM heyetinin Erbil’de gerçekleştirdiği görüşmeleri temasların kıymetli bulduğunu belirten Bülent Kaya, “Kendi sorunlarını silah, çatışma ve şiddetten uzak bir şekilde diyalog yoluyla görüşebilmelerini, konuşabilmelerini önemsiyoruz. Özellikle farklı coğrafyalarda yer alan Kürtlerin kendi meselelerini bir diyalog ve uzlaşı zemininde görüşebilmesi, dertleşebilmesi ve ortak çözümler araması son derece önemli ve kıymetlidir. Bu bağlamda, DEM heyetinin Erbil'de gerçekleştirdiği görüşmeleri değerli buluyorum. Bunun, bölge barışı açısından da son derece önemli bir adım olduğunu düşünüyorum” dedi.
“Türkiye’de toplum en ufak umut ışığına sarılıyor”
Türkiye’de son yıllarda güvenlik merkezli politikaların ağır bastığını belirten Kaya, bu süreçlerin toplum üzerinde büyük bir etki yarattığını söyledi:
"Yaklaşık 7-8 yıldır o kadar sert bir süreç yaşandı ki, en ufak bir kırıntı bile toplumun umutlanması için yeterli oldu. İmralı ile devlet yetkilileri arasındaki görüşmeler geçmişe dayalı bir süreç. DEM heyetinin ziyaretiyle başlamadı. Ancak belli bir noktaya gelinmiş olabilir. Heyetin umutlu olduğunu gözlemledik ve Öcalan’ın da sürece dair umutlu olduğunu aktardılar.”
“Hiç kimse silahların susmasına ve barışın gelmesine itiraz etmez”
Çözüm sürecine dair geçmiş deneyimlere de değinen Kaya, bu kez farklı bir yol izlenebileceğine işaret ederek sözlerini şöyle dürdürdü:
“Hiç kimse silahların susmasına ve barışın gelmesine itiraz etmez. Ancak sürecin başarılı olabilmesi için önceki çözüm süreçlerindeki hatalardan ders çıkarılması gerekiyor. Önceki süreçlerde CHP ve özellikle MHP çok sert bir tutum sergilemişti. O dönem, AK Parti ve HDP yalnız kalmıştı. Bugün ise CHP en azından sürece kategorik olarak itiraz etmiyor ve MHP süreci başlatan partilerden biri gibi görünüyor. Saadet, DEVA ve Gelecek Partileri olarak biz de bazı kaygılar taşımakla birlikte, çatışmanın ve silahın terk edilmesini Türkiye'deki demokrasi açısından faydalı görüyoruz. Parlamento tablosuna baktığımızda, sürece iyimser yaklaşanların oranı %80-90 civarında. Ancak bu iyimserliği sürdürebilmek için sürecin güven verici bir şekilde yürütülmesi gerekiyor.
“Her şeyin tam anlamıyla şeffaf olmasını bekleyemeyiz ancak...”
Her şeyin tam anlamıyla şeffaf olmasını bekleyemeyiz, ancak güven verici adımlar atılmalıdır. Örneğin, yalnızca DEM heyetinin değil, Cumhur İttifakı'nın bileşenleri olan AK Parti ve MHP’nin de diğer siyasi partilerle diyalog kurarak sürecin amacını paylaşması güveni artırırdı. Ancak şimdilik bu konuda çekimser bir tavır içindeler ve bu durum zaman zaman güveni zedeliyor. Ayrıca, muhalif belediyelere yönelik yargı eliyle yapılan operasyonlar ve Van'a kayyum atanması gibi gelişmeler, kamuoyunda “acaba?” sorularını gündeme getiriyor.
“Bu sürecin arka planında ne olduğu tam olarak bilinmiyor”
Bu sürecin arka planında ne olduğu tam olarak bilinmiyor. İktidarın net bir planı olup olmadığı tartışmalı. Ancak devlet yetkilileri adına İmralı ile görüşmelerin yapıldığı ve en azından Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan’ın bu sürecin belirli aşamalarına vakıf olduğu anlaşılıyor. Belki de bu kez süreç tersine işletilecek; önce örgüt silahlı mücadelenin artık bir araç olmaktan çıktığını ve yeni bir aşamaya geçilmesi gerektiğini açıklayacak, ardından belli yasal düzenlemeler ve demokratik adımlar gündeme gelecek. Öncelikle konuşabilmenin zemini hazırlanmalı ve bunun için de silah mutlaka devreden çıkmalıdır. Daha sonra demokratikleşme adımları ele alınabilir. Öncekilerden farklı olarak böyle bir süreç işletiliyor olabilir.
Gelecekteki yasal değişikliklere bakarak sürecin yönünü değerlendireceğiz. Toplumsal uzlaşı son derece önemlidir. Topluma rağmen bir şey yapmak mümkün değildir. Yapılan işin doğru ve iyi olduğuna toplumu ikna etmek kritik bir adımdır. Tamamen olmasa da toplumun büyük kesiminin endişelerini giderecek adımlar atılmalıdır. Bu da sürecin sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur. “
“Kayyumlar ve yargı müdahaleleri endişe yaratıyor”
Son dönemde yargı eliyle yapılan müdahalelerin ve kayyum atamalarının kamuoyundaki endişeleri artırdığını belirten Kaya, "Tüm bunlar yaşanırken, muhalif belediyelere yönelik operasyonlar, en son Van’a kayyum atanması gibi gelişmeler ‘acaba?’ sorusunu gündeme getiriyor" dedi.
“Türkiye, Kürtlerle doğal bir diyalog kurmalı”
Kaya, Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda Kürtlere karşı farklı bir bakış açısı geliştirmesi gerektiğini belirtti:
"Biz, Türkiye’nin Bulgaristan’daki Türk’e, Azerbaycan’daki Türk’e, Kerkük ve Suriye’deki Türkmene nasıl yaklaşıyorsa, Suriye ve Irak’taki Kürtlere de aynı yaklaşması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü tarihsel olarak Kürtler, Şam’dan çok Türkiye ile diyalog içerisinde olmuştur. Bu doğal sosyolojik akış, ekonomik, ticari ve siyasi olarak da bir yön bulmalıdır."
“Türkiye demokratikleşirse Kürt Sorunu da Çözülür”
Demokratikleşmenin tüm Türkiye için kaçınılmaz olduğunu belirten Kaya, Kürt meselesinin çözümünün de bununla bağlantılı olduğunu söyledi:
"Türkiye demokratikleştiğinde etnik sorunlar da çözülür, mezhepsel sorunlar da. Kürtler için ana dilde eğitim gibi talepler ülkeyi bölmez, aksine güçlendirir. Toplumun da bu taleplerin ülkeyi parçalamayacağını görmesi gerekiyor. Bu, barış ve istikrar için kritik bir adımdır.” (Rudaw)